Bazı insanlar sevgiyle birlikte gelen sorumluluktan korkar. Yakınlaşmak, bağlanmak ve duygusal olarak açık olmak onlar için tehdit edici olabilir. Sevgi vardır ama onu taşıyacak psikolojik güven henüz oluşmamıştır. Bu nedenle kişi, hisleri derinleştikçe g...
Açık bir ayrılıkta nedenler bellidir. Tartışmalar, son cümleler, net bir veda vardır. Sessiz bitişte ise sorular kalır: “Ne oldu?”, “Nerede yanlış yaptım?”, “Bir şey söyleseydim değişir miydi?” Beyin, cevabı olmayan bu sorularla sürekli meşgul olur ve kap...
Bazı insanlar için sarılmak sadece hoş bir jesttir, bazıları için ise gerçek bir rahatlama ve güven kaynağıdır. Bunun nedeni kişilik farkı değil; beynin, geçmiş deneyimlerin ve duygusal bağlanma biçiminin birlikte çalışmasıdır. İlk neden bağlanma stilidir...
Toksik ilişki, taraflardan birinin ya da her ikisinin davranışlarının zamanla karşısındaki kişiye duygusal, zihinsel hatta fiziksel zarar vermeye başladığı, ancak buna rağmen ilişkinin devam ettiği sağlıksız bağlanma biçimidir. Bu tür ilişkiler çoğu zaman...
Çoğu insan kendini tanımaya, bir kırılma anından sonra yaklaşır. Bu bir ayrılık, büyük bir hayal kırıklığı, kayıp, başarısızlık ya da tükenmişlik olabilir. Çünkü her şey yolundayken insan kendini sorgulama ihtiyacı duymaz. Zorlanınca, alışılmış kalıplar i...
Bilim insanlarına göre dejavu, beynin hafıza sistemleri arasındaki kısa süreli bir senkron bozukluğundan kaynaklanır. Normalde bir olay önce “şu an yaşanıyor” olarak algılanır, sonra hafızaya kaydedilir. Dejavu anında ise bu sıralama anlık olarak karışabi...
Birini sevmekle ona bağımlı olmak arasındaki çizgi çoğu zaman fark edilmez. “Onsuz yapamam”, “Gitse ne yaparım bilmiyorum”, “Beni sevmezse çökerim” gibi cümleler masum gibi görünür ama çoğu zaman duygusal bağımlılığın sessiz işaretleridir. Peki duygusal...
Birini seviyorsun ama hep bir adım geride duruyor. Ne tamamen yanında, ne de tamamen yok. İçinden şu soru geçiyor: “Bu ilişki gerçekten yürür mü?” Cevap net bir evet ya da hayır değil. Ama bazı gerçekler var… ve onları bilmek kalp kırıklığını azaltır.
Evin içinde herkes var ama kedi hep aynı kişiyi seçiyor. Kucağına çıkıyor, yanında uyuyor, peşinden ayrılmıyor. Bu bir tesadüf değil. Kediler en çok seveni değil, en güvende hissettikleri insanı seçer. Ve bunu sessizce yaparlar.
Evin içinde bir sürü yer var… Koltuk, yatak, battaniye, minder. Ama kedi gider, hep aynı kişinin üzerine yatar. Bazen göğsüne, bazen bacağına, bazen sırtına. Ve insan ister istemez düşünür: “Neden hep ben?” Bu davranışın arkasında hem içgüdüsel hem duy...
Kediler sevgilerini köpekler gibi göstermez. Ne kuyruk sallarlar ne de coşkuyla zıplarlar. Ama seven bir kedi, bunu sessiz ama çok net belli eder. İşte bir kedinin seni gerçekten sevdiğini gösteren davranışlar…
Issız bir bina ya da karanlık bir koridor… İnsan böyle ortamlarda istemeden de olsa bir tedirginlik hisseder. Çoğu kişi bu hissi “burada bir şey var” diye yorumlar. Oysa yaşananların büyük kısmı, insan beyninin belirsizlikle baş etme biçimiyle ilgilidir....
Korku anında beyin adrenalin ve dopamin salgılar. Bu iki kimyasal birlikte çalıştığında, kişi hem tehdit algılar hem de garip bir şekilde canlı hisseder. Yani korku, kontrollü olduğunda beyin için uyarıcı ve ödüllendirici bir deneyime dönüşür. Hikâye bitt...
Çünkü kalp hastalıkları genellikle sessiz ilerler. Yanlış beslenme alışkanlıkları yıllar içinde damarları yıpratır ve çoğu zaman belirtiler geç ortaya çıkar.
Epilepsi, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen kronik bir nörolojik hastalıktır. Çoğu zaman yanlış inanışlar, geç fark edilen belirtiler ve ihmal edilen kontroller nedeniyle tanı ve tedavi gecikebilmektedir. Oysa epilepside erken müdahale, hastalı...